REFERANS SİSTEMİ TEORİSİ
İnsan Seçimleri, İç Senkronizasyon ve Öz Farkındalığın Bütünleştirici Modeli
Kuramsal Model
Cengiz Akdora
Temel Tez
İnsan yaşamı, doğduğu andan itibaren çevresiyle kurduğu etkileşimler sonucunda sürekli bilgi edinme sürecidir. Her deneyim, her gözlem, her ilişki ve her öğrenme zihinde yeni bilgiler oluşturur. Ancak insan davranışlarını belirleyen unsur yalnızca edinilen bilgiler değildir. Bilgiler, bireyin yaşam deneyimleri doğrultusunda anlam kazanır; tekrar eden anlamlar zamanla örüntülere dönüşür ve bu örüntüler zihinde dinamik bir değerlendirme sistemi oluşturur.
Bu kuramsal modelde söz konusu dinamik yapı Referans Sistemi olarak adlandırılmaktadır.
Referans Sistemi; bireyin yaşamı boyunca oluşturduğu bilgi, anlam, deneyim, duygu ve davranış örüntülerinin organize olmuş bütünüdür. Bu sistem, bireyin dış dünyayı algılama, yorumlama ve değerlendirme biçimini sürekli olarak etkiler. Karşılaşılan her yeni kişi, olay veya durum, doğrudan bilinç tarafından değerlendirilmez; öncelikle Referans Sistemi tarafından geçmiş deneyimlerden oluşan örüntülerle karşılaştırılır.
Bu teoriye göre insan zihni dış dünyayı olduğu gibi algılamaz. Dış dünyayı, sahip olduğu Referans Sistemi'nin oluşturduğu filtreler aracılığıyla algılar. Başka bir ifadeyle birey, gerçekliği değil; gerçekliğin kendi Referans Sistemi tarafından yorumlanmış hâlini deneyimler.
Bu nedenle aynı olay, aynı kişi ya da aynı yaşam koşulu farklı bireylerde tamamen farklı psikolojik sonuçlar oluşturabilir. Çünkü değerlendirme sürecini belirleyen dış dünyanın kendisi değil, bireyin Referans Sistemi'dir.
Referans Sistemi'nin temel amacı doğruyu bulmak değildir. Temel amacı, geçmiş deneyimlerden öğrenilen örüntüler doğrultusunda belirsizliği azaltmak, öngörülebilirliği artırmak ve bireyin psikolojik sürekliliğini korumaktır. Bu nedenle sistem, daha önce güvenli veya tanıdık olarak kodlanan örüntülere öncelik verme eğilimindedir.
Bu teoride tanıdıklık, daha önce aynı kişiyi tanımış olmak anlamına gelmez. Tanıdıklık; yeni karşılaşılan kişi, olay veya durumun bireyin geçmişte oluşturduğu örüntülerle yüksek düzeyde benzerlik göstermesi sonucu ortaya çıkan bilişsel yakınlık hissidir. İnsan çoğu zaman kişiyi değil, o kişinin zihninde oluşturduğu örüntü benzerliğini tanıdık olarak deneyimler.
Bu nedenle binlerce insanın bulunduğu bir ortamda herkes aynı düzeyde dikkat çekmez. Referans Sistemi, dış dünyadan gelen sayısız uyaranı otomatik olarak filtreler ve yalnızca kendi örüntüleriyle belirli düzeyde uyum gösteren kişi veya durumları bilişsel öncelik alanına taşır. Böylece seçim sürecinin ilk aşaması, bilinçli farkındalık oluşmadan önce başlamış olur.
Bu modelde bu süreç Referans Filtresi olarak adlandırılmaktadır.
Referans Filtresi tarafından dikkat alanına alınan kişi veya durumlar ikinci bir değerlendirme sürecine girer. Bu aşamada bireyin geçmiş ilişki deneyimleri, güven algısı, tehdit değerlendirmeleri, bağlanma örüntüleri, beklentileri, öğrenilmiş anlam sistemleri ve baskın bilişsel örüntüleri karşılaştırılır. Karşılaştırma sonucunda yeterli düzeyde örüntü uyumu oluştuğunda birey, güçlü bir yakınlık, tanıdıklık veya çekim hissi deneyimleyebilir.
Bu teori, bu süreci İç Senkronizasyon olarak tanımlamaktadır.
İç Senkronizasyon, iki insanın birbirine benzediği anlamına gelmez. Aynı zamanda ortak kişilik özelliklerine sahip olduklarını da ifade etmez. İç Senkronizasyon; iki bireyin Referans Sistemleri arasında belirli düzeyde örüntü uyumu oluşması sonucu ortaya çıkan bilişsel ve psikolojik eşleşme sürecidir. Çekim hissi ise bu eşleşmenin bilinç düzeyinde deneyimlenen öznel karşılığıdır.
Bu model, insanların "ilk görüşte elektrik aldım", "sanki uzun zamandır tanıyormuşum gibi hissettim" veya "nedensiz bir yakınlık hissettim" şeklinde ifade ettikleri deneyimlerin, büyük ölçüde İç Senkronizasyon'un öznel yansıması olabileceğini öne sürmektedir.
Bu teoriye göre bilinç, seçim mekanizmasının başlangıç noktası değildir. Referans Sistemi'nin yürüttüğü değerlendirme süreçleri büyük ölçüde bilinçli farkındalık oluşmadan önce işlemeye başlar. Bilinç ise bu süreçlerin sonucunu öznel olarak deneyimler ve çoğu zaman seçimin kendisi tarafından gerçekleştirildiği hissine sahip olur.
Dolayısıyla insanın "Ben onu seçtim." deneyimi, seçim sürecinin başlangıcını değil; daha önce gerçekleşmiş bilişsel değerlendirmelerin farkındalık düzeyindeki yansımasını ifade eder.
Ancak Referans Sistemi değişmez bir yapı değildir.
İnsan yaşamı boyunca edindiği yeni bilgiler, farklı deneyimler, gözlemler, sorgulamalar ve öz farkındalık süreçleri sayesinde mevcut Referans Sistemi'ni yeniden organize edebilir. Yeni bilgiler, eski anlam sistemlerini geçersiz kıldığında ve yeni deneyimlerle tekrar tekrar doğrulandığında yeni örüntüler oluşmaya başlar. Böylece bireyin Referans Sistemi değişir.
Referans Sistemi değiştiğinde yalnızca düşünceler değişmez. Dikkat edilen insanlar, kurulan ilişkiler, güven algısı, yaşam tercihleri, arkadaş seçimleri, mesleki yönelimler, değerler ve gelecekte kurulacak İç Senkronizasyonlar da değişmeye başlar. Bu nedenle öz farkındalık yalnızca kişinin kendisini anlamasını sağlayan bir süreç değil, gelecekteki seçim mekanizmalarını yeniden yapılandıran üst düzey bir bilişsel organizasyondur.
Referans Sistemi Teorisi'nin temel iddiası şudur:
İnsan seçimleri bilinç tarafından doğrudan oluşturulmaz. Yaşam boyunca oluşan Referans Sistemi, dış dünyayı sürekli filtreler, geçmiş örüntülerle karşılaştırır ve belirli kişi veya durumları bilişsel öncelik alanına taşır. Yeterli örüntü uyumu oluştuğunda İç Senkronizasyon meydana gelir ve birey bunu bilinç düzeyinde seçim ya da çekim hissi olarak deneyimler. Öz farkındalık ise Referans Sistemi'ni yeniden organize ederek gelecekteki seçimleri dönüştürür.